Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI 21.01.2022 160 Görüntüleme

Pandemide kış depresyonu

Size keyif veren aktivitelerden artık haz alamıyor musunuz? Ümitsizlik ve karamsarlık duyguları sizi esir mi almaya başladı? İş veya okul hayatına eskisi kadar ilgi duyamıyor musunuz? Artık kendinizi sık sık buzdolabının önünde mi buluyorsunuz? Yatağa uzandığınızda uykuya dalmakta güçlük çekiyor veya tam aksine hiçbir şey yapmadan hep uzanmak ve uyumak mı istiyorsunuz? Siz de bu sorunlardan şikayet ediyorsanız, altında yatan neden ‘kış depresyonu’ olabilir.
Uzmanlar, ‘‘Kış depresyonu; mevsimsel geçişlere bağlı olarak güneş ışığındaki azalmayla beraber görülen bir depresyon çeşidi. Gecelerin uzun, gündüzlerin ise kısa olması nedeniyle gün ışığına daha az maruz kalıyoruz. Uyku düzeni ve sirkadyen ritmin düzenlenmesiyle görevli melotonin düzeyinde artış ve mutlu, huzurlu olmamızın yanı sıra kendimizi güvende hissetmemizi sağlayan seratonin düzeyinde azalma, kış depresyonunun biyolojik etmenlerini oluşturuyor. Özellikle Covid-19 pandemisinde aile içinde yaşanan kayıpların olması, iş/okul düzeninde değişen koşullar ve pandeminin etkisiyle sosyal hayatta azalma, kış depresyonunun daha sık görülür olmasına neden oldu.
Alacağımız bazı önlemlerle kış depresyonuyla başa çıkmamız mümkün olabiliyor. Ancak depresyonla baş etmekte zorluk yaşıyorsanız ve bu durum aile, iş ve sosyal hayatınızı olumsuz etkilemeye başlamışsa, bir uzmandan destek almanız önemli; aksi halde mevcut şikayetleriniz daha da artabiliyor.
Aileniz ve arkadaşlarınızla duygularınızı paylaşmanız çok önemli. Duygularınızı ve bu süreçte yaşadıklarınızı, güvendiğiniz ve size kendinizi iyi hissettiren çevrenizle paylaşmanız, hatta sıkılaştırmanız; benzeri kaygı, hüzün ve mutsuzluk gibi duyguları sadece sizin yaşamadığınızı ve dönem dönem benzeri zorluklardan yakın çevrenizdeki insanların da geçtiğini fark etmenizi sağlayacaktır. Aynı zamanda duygularınızı paylaştığınızda anlaşıldığınızı hissetmek kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.
Gün ışığı seretonin salgısının artmasına ve melatonin miktarının azalmasına yardımcı oluyor. Vücudumuzdaki her iki hormon beraber görev alarak; kişinin iyilik hali, uyku, bağışıklık ve sindirim sistemi gibi düzenlerini oluşturuyor. İş yaşamında öğlen aralarında, okul yaşamında teneffüslerde, evdeyseniz müsait olduğunuz zaman aralıklarında her gün 30 dakika açık havada zaman geçirin. Kapalı ortamlarda bulunmaktan da kaçının.
Depresyon döneminde ya karbonhidrat ve şekerli gıdaların tüketimi artıyor ya da iştahımız kayboluyor. Ancak bu tip gıdaların tüketilmesi, oreksin düzeyinin düşmesi nedeniyle yorgun ve halsiz hissettiriyor. Ayrıca beslenme düzeninde olan bu değişiklikler gerekli vitaminleri alamadığımızda yorgunluk, halsizlik gibi belirtiler oluşturacağı için depresyon sebebiyle oluşan isteksizliğin daha da artmasına yol açabiliyor. Bu nedenle sağlıklı ve düzenli beslenmeye gayret edin. Gün içerisinde 3 ana 3 ara öğün şeklinde aralıklarla beslenmeniz ve bu beslenme düzeninin oluşması amacıyla bir diyetisyenle işbirliği halinde olmanız, iştah kontrolünüzü sağlamakta faydalı olacaktır.
Sporun insan sağlığına fiziksel olarak katkısı olduğu kadar psikolojik iyilik hali için de etkinliği yapılan çalışmalarda kanıtlanmış. Yorgun olsanız dahi düzenli spor yapmaya gayret edin. Eğer zorlanacaksanız öncelikle yapabileceğiniz kadar süreyi hedefleyin. Ardından bu süreyi artırabilirsiniz. Örneğin haftada 2 gün 30 dakika şeklinde başlayabilirsiniz.
Bir yandan pandemi döneminde vaka sayılarındaki artışın yarattığı kaygılar, diğer yandan olumsuz yaşam olaylarının televizyonlarda yayınlanması, depresif dönemde olan kişiler için tetikleyici olabiliyor veya depresyonun ağırlaşmasına yol açabiliyor. Bu nedenle sizi olumsuz etkileyen içeriklerden uzak durmaya çalışın. Depresyonun en önemli belirtilerinden biri, eskiden keyif alınan aktiviteleri yapamıyor olmak, eski dikkat ve konsantrasyonu devam ettirememek. Bunun sonucunda da bir kısır döngü oluşabiliyor. Ayrıca kişi kendini suçlu hissetmeye başlıyor, çevresiyle olan ilişkilerinde sorunlar yaşayabiliyor. Bu nedenle eskiden keyif aldığınız etkinlikleri ve işleri kendinizi isteksiz dahi hissetseniz yapmaya gayret edin. Bunun için kendinize haftalık bir plan oluşturun. Bu plan isteksizliğin azalması ve zihninizin bir takım faaliyetlerle meşgul olması sayesinde kendinize dönük depresif duygularınızın azalmasını sağlayacaktır. Depresif hissedilen dönemlerde oluşan uyku sorunları, biyolojik uyku saatimizi bozuyor. Bunun sonucunda derin uykuya geçme süreci etkilenerek uyku problemleri ortaya çıkabiliyor. Hazırlık planı için ışık, ses, kahve ve yeme düzeni gibi konularda, uyku öncesi rutinler oluşturun. Uyku zamanında odanızın karanlık olması da, melatonin yapımı ve salgılanması nedeniyle çok önemli. Gün içerisinde kendinizi uykusuz hissettiğiniz zaman uyumanız uyku sorunlarına yol açabiliyor. Dolayısıyla kendinizi yorgun hissettiğiniz ve uyuma isteğinizin geldiği noktada uyumak yerine; gün içinde 10 dakika gibi kısa aralıklarda gözlerinizi kapatarak dinlenmelisiniz.’’ diyor.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

YALOVA-2

YALOVA-2

Avrupa Gazetesi Tekirdağ