Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI 10.08.2019 136 Görüntüleme

YUNAN MİTOLOJİSİ TANRILARI: KAOS (Khaos )-2

YUNAN MİTOLOJİSİ TANRILARI: 
KAOS (Khaos )-2
“Neredeyiz?” sorusu bir başka biçimde “nasıl bir dünyada yaşıyorum?”, “yaşadığım bu dünya nasıl ortaya çıktı? “başlangıçta ne vardı?” sorularıyla da dile getirilebilir. Zaten kosmogonia terimine yakından bakılacak olursa ikinci ek sözcüğün (gonia) eski Yunancada genesis (üreme), ortaya çıkma anlamına geldiği hemen göze çarpar. İnsan yaşadığı dünyayı, geniş anlamda evreni düşüncesine konu yaptığında her zaman bir kök, bir başlangıç durumu aramış ve evrenin ortaya çıkışını gerek kadim zamanlarda gerek günümüzde belirli modellerle açıklamaya çalışmıştır. Yazılı tarihin ilk metinlerine, örneğin Enuma Eliş’e, Gılgamış’a, Ilias’a,Theogonia’ya şöyle bir göz attığımızda, bu durum hemen fark edilir. Nasıl modern kozmolojinin “Big Bang”, “kara delik” gibi modelleri varsa, mito-poetik düşüncenin de “üreme”, “doğum”, “döllenmiş yumurta” gibi modelleri vardır. Söz konusu metinlerde evrenin ortaya çıkışı (kosmogonia) ile tanrıların ortaya çıkışı (theogonia) tek bir süreç olarak görülür. Kozmik süreçler tanrıların evlenmesi, doğumlar ve kendi aralarında yaptıkları egemenlik ve güç kavgası olarak tasvir edilir.

Yunanca khaos ve kosmos terimlerinin incelenmesi, Yunan kültüründe, görünmez evrenin görünebilir bir haritasını çıkarma girişimidir. “Doğanın yalın hali nedir?” Biçiminde çocukça bir merakla sorulan o naif ama çok boyutlu soruya verilen yanıt, diğer kültürlerde olduğu gibi, Yunan kültürünün de geçit vermez gibi görünen dinsel ve düşünsel katmanlarının yarılıp, bir kültürün kimlik kartları olan evren, tanrı ve insanla ilgili öğretilerinin karanlık yanlarına nüfuz edebilmesine olanak tanır. Yunan mitoslarındaki evren doğum şemalarına, bu iki sözcüğün kökeninde yatan anlamların ışığında yaklaşmak, Yunan evren anlayışının ana hatlarının çıkarılmasına ve dolayısıyla konuyla ilgili yapılacak edebi ya da bilimsel bir çalışmanın sağlamlığına kanıt oluşturacaktır. Çünkü kelimelerin kültürün o anki değerlendirişiyle tanınmasının ve açımlanmasının, bugünkü kullanımındaki benzerliklerini ve farklılıklarını, hatta olağanüstü değişikliklerini algılamak açısından üstlendiği başat rol tartışılmaz. Bilimsel-felsefi görüşe ve yurdumuz felsefe profesörlerinden Macit Gökberk’e göre bu, “felsefi düşüncenin uyanmaya başladığını gösteren ilk belirtidir”. Kaos kavramının ortaya çıkışıyla felsefi düşüncenin doğuşu arasındaki paralelliği şu şekilde açıklayabiliriz:
Yunanlı öykü anlatıcılardan “En eskiler”in tipik örneği olarak Hesiodos’un Theogonia adlı yapıtının başında Khaos kavramı yer alır. Hesiodos, Yunan didaktik şiirinin babası diye anılan ünlü bir ozandır. M.Ö. 8. yüzyılda (700 yılı) dolaylarında yaşadığı düşünülmektedir. Yoksul bir çiftçinin oğludur. Aiolia’nın Kyme şehrinden, Yunanistan’da Boiotia’nın Askra şehrine göç etmiştir. Efsaneye göre, Helikon yamaçlarında koyun güderken musalar, yani ilham perileri ona şairlik bağışlamışlardır. Nerede öldüğü bilinmez. Yunan ilk çağının Homeros’tan sonraki en büyük epik ozanı olarak kabul edilir. Eserlerinden 2 büyük epik bugüne ulaşabilmiştir. Bunlar, tanrılar ile alakalı mitler üzerine olan ve kaostan bahseden Teogoni (Tanrıların Doğuşu) ve çiftçi yaşamını anlatan İşler ve Günler’dir. Yunan Mitolojisi ve Yunan çiftlik hayatı üzerine bilinenlerin çoğu Hesiodos’un eserlerinden öğrenilmiştir. Otantik bir şiir olan İşler ve Günler, genel anlamda çiftçi yaşamını anlatmaktadır. Eserde insanın beş çağı anlatılmaktadır; bazı nasihatler de bulunmaktadır. Diğer önemli eseri olan Teogoni ile ilgili olarak ise genel kanı, yazarının Hesiodos olduğu yönündedir, ancak bu kesinleşmiş bir bilgi değildir. Yine de üslup açısından İşler ve Günler`e yakın olması,bu bilgiyi güçlendirmektedir. Konusu genel olarak evrenin, dünyanın ve Tanrıların kökeni, varoluşlarıdır. Yapıtta tanrıların ortaya çıkışı ile iktidar kavgaları anlatılırken, aslında içinde yaşadığımız evrenin temel kurucu öğeleri olarak karşımıza çıkan yeryüzünün, dağların, mağaraların, denizlerin, ırmakların, içinde kuşların uçtuğu hava boşluğunun, gökyüzü ile gök cisimlerinin ortaya çıkışının öyküsüdür anlatılan. Bir başka deyişle bu öykü, Khaos’tan kosmos’un doğuşunun ve ortaya çıkışının öyküsüdür.

Hesiodos’a göre, “başlangıçta Khaos vardı”. Bir başka deyişle, Yunan Mitolojisinde (boş uzam, boşluk, uçurum, kaos) bir çeşit ilkel tanrısal varlık olarak gösterilen Khaos, Düzen’den ya da öteki adıyla Evren’den (Kosmos) önce gelmiştir. Bu Khaos nedir pek bilinmez. Belki de bu bilinmezlik ona Khaos ismini vermiştir. Khaos karışık ve hiçbir şekil almamış olan uçsuz bucaksız boşluğu ve karanlığı temsil ediyordu ve türevi bakımından, “esneyen boşluk” demektir. “Bu da bize hiçliği, boş uzayı, zamanı, sonra kendisinden bütün var olanların oluşacağı o düzensiz, karmaşık yığını düşündürüyor” der, Gökberk:“Bu, var olanlardan önce gelmiş olan ve var olanların kendisinden doğmuş oldukları hiçliği, kavram olarak belirlemek için yapılmış ilk denemedir. (Devam edecek…)

 
…10

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Keşif: Matematik

Keşif: Matematik

Avrupa Gazetesi Tekirdağ