Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI 12.03.2018 166 Görüntüleme

TRAKYA LEZZETLERİ

Trakya mutfağı birbirinden lezzetli çorbaları, zeytinyağlıları, sıcak yemekleri, tatlıları, köfteleri, börek ve hamur işleriyle ülkemizdeki kültürel etkileşimi en iyi şekilde yansıtan mutfaklarımızdandır.

Modern ve pratik yemek alışkanlıkları bazı yemeklerin unutulmasına yol açsa da arnavut ciğeri, arnavut yahnisi, ciğer sarması, Tekirdağ köftesi, Satır köftesi, pırasa çorbası, patates çorbası, çılbır, bakla, ayşefasulye, lorlu biber, keşkek, selanik tatlısı, höşmelim, Hayrabolu tatlısı, nişasta helvası, pelte ve keten helvası Trakya Bölgesi’nde afiyetle yenen yemek ve tatlıların başında geliyor.

Yemeklerin hafifliği, sebzelerin bolca kullanılması, zeytinyağlılara ağırlık verilmesi, kolay bulunabilir malzemeleri ve pratik pişirme yöntemleri Trakya yemeklerini farklı kılıyor. Trakya’da hamur işi ve börekler ise gerçek bir lezzet şöleni sunuyor. Mesela su, maya, tuz ve un karıştırılarak boza kıvamında bir hamur elde edilip, sac üzerinde yapılan ‘cizleme’, üzerine tereyağı, toz şeker ya da bal sürülerek yenen güzel hamur işleri arasında yer alıyor.

Trakya mı? Rumeli mi?

“Rumeli” tarihte kalmış bir sözcüktür ve ancak tarih anlatılırken kullanılacak bir sözcüktür. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Millî bir devlettir. Etnik anlayışı çağrıştıran bölge isimlerine izin verilemez. Yani günümüzde Trakya toprakları “Roma veya Rum diyarı” anlamına gelen “Rumeli” olarak adlandırılamaz.

Günümüzde devletin hiç bir yazışmasında, kültür etkinliklerinde vb. etkinliklerinde “Rumeli” sözcüğü kullanılmamakta “Trakya” kelimesi kullanılmaktadır. Rumeli tarihte kalmıştır ve nostaljik bir kelimedir. Ancak Rumeli yemekleri, Rumeli Türküleri, Rumeli köftecisi gibi nostaljik bir anlamı vardır. Bir de Rumeli TV vardır ki bu TV’nin yöneticileri geçmişe hürmeten TV’lerine bu ismi vermişlerdir. Onlar bile her zaman Trakya kelimesini kullanmaktadırlar…

Hal böyleyken eli kalem tutan, bir kaç tarihçinin veya araştırmacının, Balkanlar ve Trakya’yı araştıran değerli bazı hemşerilerimizin ısrarla Trakya kelimesinin yanısıra, Rumeli kelimesinin de güncel olarak kullanılmasını istemelerini anlamak mümkün değil. Ayrıca şunu da hatırlatmak isterim ki resmi, kurumlara Rumeli adı verilmemekte, “Trakya” adı verilmektedir. (TREDAŞ vb.)

Trakya’nın yerine veya yan yana kullanılması tezini kabul edebilmemiz mümkün değil. Ben devletimizin bu resmi görüşünü savunmakla birlikte olayın tartışılmasından yanayım.

Edirne Hudut Gazetesi yazarlarından Sayın Dr. Zühtü Tarhan ise sıkı bir “Anti Rumeli”cidir. Bu kelimeye o kadar karşıdır ki “Rumeli Kavağı, Rumeli Feneri, Rumeli Hisarı” isimlerinin değiştirilerek, “Trakya Kavağı, Trakya Feneri, Trakya Hisarı” olmasını istemektedir. Ben bu görüşe de itiraz ediyor ve “O kadar da suyunu çıkarmamak lazım!” diyorum. Çünkü Rumeli kelimesini tarihimizden çıkarıp atamayız. Günümüzde Trakya’nın yerine kullanmayalım yeter…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Avrupa Gazetesi Tekirdağ