Ana Sayfa Genel 11 Eylül 2019 30 Görüntüleme

Öztrak gündemi değerlendirdi

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü,Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak CHP Genel Merkezi’nde MYK gündemine dair düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi.
‘‘Bugün, 9 Eylül 2019. Ülkemiz için çok önemli iki yıl dönümünün tarihi. 97 yıl önce bugün, İzmir düşman işgalinden kurtuldu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 15 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuruyla yola çıkmasıyla başlayan milli mücadelemiz, İzmir’de düşmanın denize dökülmesiyle son buldu. Milletimiz ateşle ve kanla imtihanından büyük bir zaferle çıktı. 9 Eylül 1922’de, emperyalizme ve emperyalizmin işbirlikçilerine karşı, dünyada verilen en şanlı mücadeleyi milletimiz kazandı. Tüm mazlum milletlere umut oldu. Milletimiz, “Dörtnala gelip Uzak Asya’dan, Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan, bu memleket bizim” diye tüm dünyaya haykırdı. Bundan tam 97 yıl önce; İzmir Hükümet Konağı’na şanlı bayrağımızı çeken Teğmen Ali Rıza’yı, Yüzbaşı Şerafettin’i, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kurtuluş Savaşımızın isimli isimsiz tüm kahramanlarını, tüm şehit ve gazilerimizi, cephelere canla, başla silah taşıyan fedakâr analarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. Allah hepsinden razı olsun.
‘‘KURULUŞUN VE KURTULUŞUN PARTİSİ 96 YAŞINDA’’
9 Eylül, CHP tarihinde de çok özel bir gün. İzmir’i kurtardıktan tam bir yıl sonra, 9 Eylül 1923’de, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Partimizin kuruluş dilekçesini, Halk Fırkasının Genel Başkanı sıfatıyla, İçişleri Bakanlığı’na vermiştir. Bugün, Kurtuluş Savaşı kahramanlarının savaş meydanlarında kurduğu, “kurtuluşun ve kuruluşun partisi”, 96. Yaşını kutluyor! Cumhuriyet Halk Partisi kurtuluşun partisidir; çünkü köklerinde vatanın ve ulusun birliğini korumak için emperyalizme karşı milli direniş ve Kuvayı Milliye vardır. Cumhuriyet Halk Partisi kurtuluşun partisidir; çünkü köklerinde, milletten kopmuş Saraya ve yedi düvele karşı, milletin hakkına, hukukuna sahip çıkan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti vardır. Cumhuriyet Halk Partisi kuruluşun partisidir; çünkü tarihteki 17. devletimizi, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.
‘‘MÜCADELEYE DEVAM EDİYORUZ’’
Dünya üzerinde, böylesine şerefli ve onurlu bir geçmişe sahip, bu kadar köklü başka bir siyasi parti yoktur. İşte bu nedenle Gazi Mustafa Kemal “Benim iki büyük eserim var. Biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi” diyerek Partimizin tarih sahnesindeki önem ve ağırlığını o günden açıkça göstermiştir. Partimizin kuruluş amacı, Partimizin ilk tüzüğünde tarif edilmiştir: “Milli Hakimiyetin tahakkukuna rehberlik etmek, Türkiye’yi tam manasıyla asri bir devlet haline getirmek”. Biz, 96 yıl boyunca, partimizin ilk tüzüğündeki bu amaçları gerçekleştirmek için mücadele ettik, bundan sonra da etmeye devam edeceğiz. Bundan 96 yıl önce bu partiyi kuran kadrolar, Türkiye’yi çağdaş bir devlet haline getirmenin mücadelesini nasıl verdiyse; bugün biz de, ülkemizin çağdaş medeniyetler seviyesini aşması için mücadeleye devam ediyoruz.
‘‘CHP’NİN TARİHİ SORUMLULUĞU’’
Bundan 96 yıl önce bu partiyi kuranlar, Saraya karşı millet egemenliğini nasıl savunduysa, bugün de bizler, Sarayın kibirlisinin millet egemenliğine el koymasına karşı duruyoruz. Bu partinin kurucuları, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetiyle milletin hakkını, hukukunu nasıl savunduysa, bugün de Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler sandığa, milletimizin iradesine, milletimizin hakkına, hukukuna sahip çıkıyoruz. Bu partinin kurucuları, emperyalistlerin saldırısına Kuvayı Milliye ile direnerek, ülkenin ve ulusun birliğine nasıl sahip çıktıysa, bugün de aynı kararlıkla bizler bu vatan topraklarına ve birliğimize sahip çıkmaya devam ediyoruz. Bunlar bizim, Cumhuriyet Halk Partililer olarak tarihi sorumluluklarımızdır.
‘‘CHP BİR İHTİLAL DEĞİL BİR İNKILAP PARTİSİDİR’’
İlk tüzüğümüzde partimizin tarifi de çok net yapılmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi bir ihtilal değil, bir inkılap partisidir. Yani devrimlerin partisidir. Daha kuruluşundan birkaç hafta sonra Partimiz ilk devrimini yapmış ve Cumhuriyeti kurmuştur. Yaptığımız birinci devrimle milletimiz egemenliğin kaynağı haline gelmiştir. Yüzlerce yıl Saraya kul olan milletin her bir ferdi, Cumhuriyetle beraber asil birer yurttaş olmuştur. Partimizin ikinci büyük devrimi, ülkemize çok partili hayatı getirmek olmuştur. Kuruluşumuzdan tam 27 yıl sonra bu ülkede iktidarın kansız, kavgasız el değiştirmesinin önünü, partimiz açmıştır. Partimizin yaptığı üçüncü büyük devrim ise ülkemize Sosyal Demokrasiyi getirmektir. Sosyal demokrasiyle beraber bu topraklar “sosyal devlet”, “örgütlü toplum”, “fırsat eşitliği” gibi çağdaş kavramlarla tanışmıştır.
‘‘CHP’NİN ÖNÜNDE YENİ BİR TARİHİ GÖREV VAR’’
Ve şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’nin önünde yine tarihi bir görev durmaktadır. Cumhuriyetimizi tam demokrasiyle taçlandırmak… Hukuku üstün kılan, millet iradesine ve sandığa sonuna kadar sahip çıkan, kuvvetler ayrılığını tam manasıyla sağlamış, denge ve kontrol mekanizmalarına sahip, millete her bir kör kuruşun hesabını veren; saydam, çağdaş, demokratik bir rejimi inşa etmek Cumhuriyet Halk Partililer olarak bizim görevimizdir. Bu ülkede bu dördüncü devrimi yapacak kadro, anlayış, birikim ve kuvvet Cumhuriyet Halk Partisi’nde ve onun devrimci genlerinde mevcuttur.
‘‘TEHDİTLERE PABUÇ BIRAKMAYIZ’’
Egemenliği milletten alıp, Saraya vermek isteyenler, adaleti vicdanlarda ve kanunlarda değil, sarayın iki dudağı arasında arayanlar, milletin çocuğu işsizken, saraylarında sosyete hayatlarının keyfini sürenler, kamu ihalelerini hak edenlere değil, yandaşlarına verenler, kurallı yönetim yerine, keyfi yönetim isteyenler, elbette cumhuriyetimizin tam demokrasiyle taçlanmasını istemeyeceklerdir. Bizi türlü tehdit ve şantajlarla engellemeye, yolumuzdan çevirmeye çalışacaklardır. Ama bizim bunlara pabuç bırakmadığımızı ve bırakmayacağımızı tarihimiz göstermiştir. Maraş’tan, Antep’e; Denizli’den, Uşak’a; Dumlupınar’dan, Afyon’a; Kıbrıs’ın Beşparmak Dağlarına ve Ankara’dan İstanbul’a kadar adalet için atılan her bir adımda bu kararlılığın izleri vardır.
‘‘BİZİ YOLUMUZDAN VE MÜCADELEMİZDEN GERİ ÇEVİREMEZLER’’
Milletimizin birlik ve beraberliğini tehdit edenler, kardeşliğimize kast edenler, bu aziz vatanın topraklarına göz dikenler, bu ülkede demokrasi trenini rayından çıkarmak isteyenler, geçmişte olduğu gibi bugün de, yarın da, karşılarında milletimizi ve partimizi bulacaklardır. Genel Başkanımıza yapılan saldırılar, İl Başkanlarımıza siyasi davalarla verilmek istenen gözdağları, Belediye başkanlarımıza savrulan tehditler, Saraydan gelen talimatlarla Milletvekillerimizin, Parti Meclisi üyelerimizin özgürlüklerinin ellerinden alınması, bizi çıktığımız yoldan ve mücadelemizden geri çeviremez. Cumhuriyet Halk Partisi, kökleri milletin vicdanına uzanan “Hak, hukuk ve adalet siyasetine” devam edecektir. Partimiz, Cumhuriyetimizi er geç tam demokrasiyle taçlandıracaktır. Partimizin kuruluş yıl dönümü olan 9 Eylül’de, bizler Atamızın bize bıraktığı ilkeler ışığında, çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma hedefinin taşıyıcısı olarak, ülkemizin kurucu değerlerini savunmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle ilk ve ebedi Genel Başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, İkinci Genel Başkanımız Sayın İsmet İnönü’yü, Üçüncü Genel Başkanımız Bülent Ecevit’i saygı ve rahmetle anıyoruz. Hayattaki Genel Başkanlarımıza, Sayın Hikmet Çetin’e, Sayın Altan Öymen’e ve Sayın Deniz Baykal’a Partimize verdikleri emek ve çalışmalar için şükranlarımızı sunuyor, kendilerine sağlıklı, huzurlu, güzel bir yaşam diliyoruz.
‘‘EĞİTİMDE BAŞARIYI YAKALAYAMIYORUZ’’
Bugün yeni eğitim ve öğretim yılı başlıyor. 18 milyonu aşkın öğrencimiz bugün okullarına, öğretmenlerine, arkadaşlarına kavuştular. Ülkemizin umudu öğrencilerimize, geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerimize ve kuşkusuz yavruları için her şeyin en iyisini isteyen ailelerimize başarılı bir eğitim öğretim yılı diliyoruz. Ancak ailelerimizin bin bir fedakârlığına, öğretmenlerimizin gayretlerine rağmen eğitimde bir türlü başarıyı yakalayamıyoruz. Bunu ben değil, bu ülkeyi 17 yıldır yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanı söylüyor. Başarıyı geçtik, eğitim öğretimde geriye gidiyoruz. Son 17 yılda çok ciddi bir çöküş eğitimde göze çarpıyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı OECD Fen, Matematik ve Okuduğunu anlama gibi konularda uluslararası bir sınav yapıyor ve ülkeleri karşılaştırıyor. Bu sınavın adına da PISA deniyor. Bu sınavlarda öğrencilerimizin konumu gerçekten içler acısı. Son sınavda 2015 yılında 72 ülke arasında bizim öğrencilerimiz; Fen bilimlerinde 54. Sırada. Matematik ve okuduğunu anlamada ise 50. Sırada yer aldı. Bir başka istatistik ÖSYM’nin 2019 Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı Raporundan. Toplam 2 milyon 390 bin 491 öğrencimiz bu yıl Üniversite Sınavlarına girdi. Fizikte 1 milyon 131 bin 330, Kimyada 1 milyon 163 bin 813, Biyolojide 1 milyon 447 bin 782 öğrencimiz tek bir soruya dahi, dikkatinizi çekiyorum tek bir soruya dahi, doğru cevap verememiş. 39 sorunun sorulduğu matematik sınavında tek bir doğrusu olmayan öğrenci sayısı 307 bin 712. Tarih dersinde 437 bin 455, Coğrafya dersinde 419 bin öğrenci tek bir soruyu dahi doğru cevaplayamamış. Gerek ulusal gerekse uluslararası istatistikler eğitimde büyük bir felakete doğru gittiğimizi gösteriyor. Fiziği, Kimyayı, Biyolojiyi, Matematiği çocuklarına öğretemeyen bir eğitim sistemi Türkiye’nin bilimde başarılı olmasını sağlayamaz.
‘‘EĞİTİM SİSTEMİMİZ UÇURUMUN DİBİNDE’’
Bu eğitim sistemiyle, çağdaş medeniyetleri yakalayamayız, sıkışıp kaldığımız orta gelir tuzağından kurtulamayız. Eğitime ideolojik gözlüklerle bakan, çocuklarımızın beynine kendi meşrebine göre format atmaya çalışan bu iktidarın eğitim sistemimizi getirdiği yer maalesef uçurumun dibidir. Bu iktidar eğitim sistemimizi çökertmiştir bu büyük bir günahtır. Çökertilen eğitim sistemi, ucube Saray rejiminde giderek daha da dibe batmaktadır.
‘‘DEVLETİ ŞİRKET, MİLLETİ MÜŞTERİ GÖRÜYORLAR’’
Bu ucube rejimde; ülkemizin okulları özel okul sahibi, hastaneleri özel hastane sahibi, turizmi ve kültürü de otel sahibi bakanlara emanettir. Devleti şirket, milleti ise müşteri gören bu ucube sistemle zengin daha zengin, fakir ise daha fakir olacaktır. Çünkü bu sistemde vatandaşlar arasında, çocuklar arasında fırsat eşitliği tamamen ortadan kalkmaktadır. Ülkemizin marka devlet okullarının içi boşaltılmakta, paralı okullar ise desteklenmektedir. Bugün fakir fukaranın çocuğu tek bir okul tipine zorlanırken, zenginin çocuğu araba yükü para verip, özel okullarda kaliteli eğitim almaktadır. Bu, zengin ve fakir arasındaki duvarları daha da yükseltmekte, yoksulluk babadan evlada miras kalmakta, gelir dağılımındaki adaletsizlik giderek pekişmektedir.
‘‘BEŞERİ SERMAYEMİZ HIZLA ZAYIFLIYOR’’
Diğer yandan sanki adeta yüksek lise diyebileceğimiz kasaba üniversitelerinden mezun çocuklarımız iş bulamamaktadır. Onları yetiştiren ailelerimizin kırgınlığı giderek artmakta, sosyal dengelerimiz çatırdamaktadır. Bugün ülkemizde üniversite mezunu işsizlerin sayısı 1 milyonu aşmıştır. Her 4 gençten biri bu ülkede işsizdir, iş arayan her dört gençten biri. Maalesef her 4 işsizden biri de üniversite mezunudur. İyi okullardan mezun gençlerimiz yurt dışına kapak atmaya çalışmaktadırlar. Beşerî sermayemiz hızla zayıflamaktadır. Ülkemizin en önemli üstünlüklerinden biri olan genç nüfus avantajı bu beceriksiz iktidar elinde heba olup gitmektedir. Artık Türkiye’nin heba edilecek, yurt dışına kaptırılacak tek bir genci dahi yoktur. Ama maalesef ülke yönetilmemekte, ülke savrulmaktadır.
Tabi genç deyince Diyarbakır’daki ailelerimize de değinmemek olmaz. Bir süredir gözü yaşlı analar, babalar Diyarbakır’da bir partinin İl binasının kapısında dağa kaçırılan evlatlarını geri almak için nöbet tutuyor. Dağa zorla kaçırılan çocuklar, gözyaşı döken ana babalar için üzülmemek, kahrolmamak mümkün değil. Bunu yapan PKK terör örgütünü lanetliyoruz. Kaçırılan çocukların ailelerine kavuşması için kim ne imkânı, ne gücü varsa seferber etmekten kaçınmamalıdır. Ama unutulmasın milletin hacet kapısı devletin kapısıdır. Millet başka adreslerin kapısında derdine çare ararsa, devletin güç ve kudreti, otoritesi sorgulanmaya başlar. Buna aklı başında hiç kimse, hele hele devleti yönetenler izin vermemelidir.
‘‘BİZ TÜM GÖZÜ YAŞLI ANNELERİN YANINDAYIZ’’
Ancak bu iktidar döneminde; evlatlarını yıllardır arayan Cumartesi anneleri Galatasaray Meydanı’nda unutuldu, sonra onlara bu meydan da yasaklandı. Evladını dağa kaptıran anneler de Diyarbakır’da bir partinin il başkanlığının kapısına bırakıldı. Bir de üstüne üstlük evlat acısıyla yanan annelerin gözyaşlarını yarıştırmaya kalktılar. Biz tüm gözü yaşlı annelerin yanındayız.’’
4MURAT YASİN KIYICI

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Avrupa Gazetesi Tekirdağ