Ana Sayfa Genel, Siyaset 28 Eylül 2021 105 Görüntüleme

Öztrak gündemi değerlendirdi

CHP Sözcüsü Öztrak, Merkez Bankası’nın enflasyon Erdoğan’a uymayınca, Erdoğan’a enflasyon uydurduğunu, alınan faiz indirme kararıyla bir kere daha Türk Lirası’nın pul edildiğini belirterek, “Uçan Sarayın tekerleri New York’a gitmek için pistten kesildiğinde dolar kuru 8 lira 64 kuruş; dönüşte Türkiye’de piste indiğinde 8 lira 75 kuruştu. Beyler New York’ta gezerken dış borç yükümüz dolar kurunun yükselmesi nedeniyle 49 milyar lira arttı” diye konuştu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün Genel Merkez’de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
‘‘Hayat pahalılığı dünyanın en acımasız, en adaletsiz vergisidir. Cepteki cüzdanın, mutfaktaki tencerenin bereketini kaçırır. Ülkedeki huzuru içten içe kemirir. Çarşıyı, pazarı yangın yerine çevirir. Milleti ezer. Yüzler gülmez. Milletin huzuru kalmaz. Bugün ülkemizin dört bir yanından, “Yandım Allah!” feryatları yükseliyor. Hayat pahalılığından, işsizlikten, borçtan bunalan milletimiz, beceriksiz Erdoğan Şahsım Hükümeti’ne artık canıyla ihtarname çekiyor.
Ama milletin feryatları, uçan sarayıyla ABD’ye giden, New York sokaklarında gezeceği araçları ülkesinden kargo uçaklarıyla New York’a taşıyan Erdoğan’ın, yakınına bile ulaşamıyor. Kişi başına geliri bizim beş katımız olan İngiltere’nin başbakanı BM’deki toplantıya metroyla gidiyor, Erdoğan ucu bucağı belli olmayan konvoylarla oraya giderken en ufak bir hicap bile duymuyor. Peki yurt dışında böyle de Ankara’da farklı mı? Milletin hali, Erdoğan’ın Beştepe’deki Sarayının duvarlarından hiç görünmüyor. Sesi hiç duyulmuyor.
Bir ülkenin parasının değeri, o ekonominin barometresidir. İstikrarlı ekonomilerin, istikrarlı parası olur. İstikrarlı ekonomilerde paranın gücü vardır. Onuru vardır, haysiyeti vardır. Ne yazık ki Erdoğan Vesayet Rejimi, ekonomide ve siyasette sebep olduğu bozulma ve çürümeyle, bu ülkeyi büyük bir buhrana sokmuştur. Milli paramızın değerini pul etmiştir. Milli paramızın onurunu, haysiyetini yok etmiştir. Şu an ülkemizde, en büyük banknot 200 lira. 2009’un başında tedavüle giren bu 200 liralık banknotla, o gün pazar filesine giren eti, meyveyi, sebzeyi bugün almaya kalksak, cüzdanımıza bir değil, iki değil, üç değil, dört tane 200 liralık banknot koymamız gerekiyor. Ama o da yetmiyor, bunların yanına bir de 50 liralık banknot eklemek gerekiyor. İşte bunun adı, zulümdür, soygundur. Bu zulmün, bu sinsi soygunun faili de, beceriksiz Erdoğan Şahsım Hükümetidir.
Erdoğan daha geçtiğimiz ay, “Ağustos ayı kırılma noktasıdır.” “Bundan böyle enflasyonun daha yukarı çıkması mümkün değil, zira faiz oranlarında düşüşe geçiyoruz” dedi. Merkez Bankası Başkanı’na talimatı verdi. Enflasyon talimatı tutmadı enflasyon Ağustos’ta düşmedi. Ama reisinin gazabından korkan Merkez Bankası Başkanı, oyun devam ederken kural değiştirdi. “Enflasyon reisimize uymadı, reisimize enflasyon uyduralım. Enflasyonun çekirdeğine bakalım” dedi. Milletin harcamaları içinde yer alan malların, yüzde 30-35’ini de kaldırıp çöpe attı. Aynı Merkez Bankası Başkanı, Erdoğan’ın uçağının tekerlekleri Türkiye’de piste değmeden, panik içinde, hesaba, kitaba bakmadan faize müdahale etti.
Erdoğan New York’a uçarken, 8 lira 64 kuruş olan dolar Türkiye’ye döndüğünde 8 lira 75 kuruşa sıçradı. Bugün de dolar 8 lira 85 kuruş civarında geziniyor. Ülkemizin dış borç yükü, Beyler New York’ta gezerken, 49 milyar lira birden arttı. Bugün üniversite öğrencilerimiz, “Barınacak yerimiz yok!” diyerek parklarda yatıyor. Bu 49 milyar lirayla, en lüksünden biner odalı 1.068 yurt inşa edilirdi, ülkede yurt sorunu bitirilirdi. Erdoğan Şahsım Hükümeti’nin beceriksizliği, milletimizin sırtına, 49 milyar liralık bir fatura daha yükledi.
Ödenecek tek fatura da bu değil. Paramızın pul olması demek, iğneden ipliğe her şeye zam demek… Bunu ufacık çocuklar öğrendi. Ama Erdoğan öğrenemedi. Erdoğan; “Benim alanım ekonomi” dedi. “Faiz sebep, enflasyon sonuç” dedi. Bu kerameti kendinden menkul lafları ispatlamak içinde, damadıyla bir oldu. Merkez Bankası kasasındaki 128 milyar doları hiçbir usule, kurala tabi olmadan buharlaştırdı. Kasadaki rezervler bitti. Ondan sonra da paramızın değeri dikiş tutmaz oldu. İtibar da, istikrar da kalmadı. Cüzdanlara, mutfaklara ateş düştü. İşsizlik aldı başını gitti. Erdoğan Şahsım Hükümeti, ekonomide çıkardığı bu yangını söndürebilmek için, önceden birer birer indirdiği faizleri, üçer beşer artırmak zorunda kaldı. Ülkemizi yüksek faize mahkûm etti. Einstein’ın meşhur sözüdür. “Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek, deliliktir.” Beceriksiz Erdoğan Şahsım Hükümeti, yeniden aynı şeyi yapıp, farklı sonuçlar alacağını sanıyor. Merkez Bankası’na “faizi düşürün” talimatı veriyor.
Şimdi yüksek faize sebep olan sorunlar, riskler ortadan kalktı mı ki yeniden faizi düşürmeye başladınız? Hayır. Bir kere küresel gelişmeler lehimize değil. ABD Merkez Bankası, para musluğunu kapatacağının sinyallerini veriyor. Brezilya, Rusya, Macaristan, Şili gibi bize benzeyen pek çok ekonomi, küresel riskleri de dikkate alarak, faiz artırmaya başladı. Petrol zengini Norveç bile dün faiz artırdı. Bu yapılanlar Türk Lirası üzerindeki baskıyı şimdi siz tam tersine gittiniz daha da artıracak.
Diğer taraftan Erdoğan Şahsım Hükümeti elinde, politik risklerimiz her gün hızla artmaya devam ediyor. Dünya Özgürlük Evi daha yeni açıkladı. 2017’de “kısmen özgür” ülkeler liginde olan Türkiye, son 4 yılda “özgür olmayan ülkeler” ligine düşmüş. Erdoğan Şahsım hükümeti iş başına geldiğinden beri, ülkede çürüme, kirlenme, bozulma zirve yaptı. Erdoğan Şahsım rejimi her alanda olduğu gibi, özgürlükler liginde de ülkemize küme düşürttü. Şimdi de kendini yargı yerine koyup, milletin malına mülküne kararnameyle çöküp yandaşlarına dağıttığını unutuyor, insanları yargı kararı olmadan işten attığını, “Ağaç kabuğu kemirsinler” dediğini unutuyor. Uçan sarayında kalkmış bunları unutup bize hakkı, hukuku, adaleti öğretmeye kalkıyor. Buradan söylüyorum, ağzına hukuk kelimesini alacak son kişi Erdoğan’dır. Millet sizin ne yaptığınızı gördü, notunuzu da verdi.
Bu beceriksiz yönetimin, ülkemize küme düşürttüğü bir başka lig de çevre. G-20 ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı içinde Paris İklim Anlaşması’nı onaylamayan tek ülke, Türkiye’ydi. Bizimle beraber bu anlaşmayı onaylamayan, Eritre, Libya, Yemen, İran ve Irak gibi ülkeler kalmıştı. Biz; “İş başına geldiğimizde ilk işimiz Paris İklim Anlaşmasını onaylamak olacak diyorduk. Türkiye’yi bu ayıptan kurtaracağız” diyorduk. Erdoğan ise 7 yıl kulağının üstüne yattı. Müsilaj Marmara’yı kapladı, seller oldu, ormanlar yandı hiç tınmadı. Sonra bir de baktık birdenbire BM kürsüsünden, “Bu anlaşmayı onaylayacağız” deyiverdi. Anlaşılan New York’taki bankerler kendisine, “Yeşile sahip çıkan bu anlaşmayı imzalamazsanız, doların yeşilini de zor görürsünüz” dedi. Tek bildiği yeşil, doların yeşili olan Erdoğan’ı böyle ikna etti. Şimdi Sarayın vesayeti altındaki AK Partili vekiller, Paris İklim Anlaşması güzellemesi yapmaya başladılar. İnsana sorarlar, biz bu anlaşmayı imzalayın derken siz 7 yıl boyunca ne yaptınız?
Yine bir başka sorun, ekonomideki riskler. Ekonomideki riskler azaldı da mı faizleri düşürdünüz? Hayır. Tam tersine. Bozuk Erdoğan Şahsım Hükümetinin elinde riskler arşa ulaşmış gözüküyor. Dünyada 185 ülke arasında en yüksek enflasyona sahip 12. ekonomiyiz. Üretici enflasyonu yüzde 45,5. Tüketici enflasyonu yüzde 19. Arada 26 puandan fazla fark var. Bu fark, öyle ya da böyle, tüketiciye yansıtılacak… Küresel emtia fiyatları, uluslararası taşımacılık fiyatları, enerji fiyatları, hepsi almış başını gidiyor. Enerji Bakanlığının çift maaşlı Bakan Yardımcısı bile, “Doğalgaz fiyatları Türkiye’yi zorlayacak” diyerek, önümüzdeki aylarda gelecek zamların yolunu yapıyor.
Ekim’de doğalgaza ve elektriğe, yüzde 15 zam yapılacağı söylentileri yayılmaya başladı. LPG’nin pompa fiyatına bugün 15 kuruş zam geldi. Taş kömürü fiyatları derseniz, o da şahlandı. Önümüz kış. Ne yazık ki kışımızı kara kışa çevirecek zamlar ufukta gözüktü. Vatandaşlarımız, zam yağmuruna şimdiden hazırlansın.
Bütün bunlara rağmen Erdoğan Şahsım Hükümeti, ezberini hiç bozmuyor beceriksizliğe devam ediyor. İki yıl önce soğan, patates esnafını terörist ilan etmişti. Şimdi beş zincir marketi diline doladı. Biz yıllardır esnafımızı haksız rekabetten korumak için, zincir marketlerin düzenlenmesi gerektiğini söylüyoruz. Bunun için kanun teklifleri de verdik. Zincir marketler Erdoğan’ın eseridir. Şimdi Sarayın vesayeti altındaki AK Parti milletvekilleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kanun teklifi getirecekmiş. Bizim teklifimiz burada… Samimiyseniz alın bunu kullanın.
Bugün ülkemizde faiz hala çok yüksek… Bu işi bu şekilde götürmenin imkanı yok. Ama neden faiz yüksek? Çünkü riskler çok yüksek. Yüzde 18’e indirilen politika faiziyle bile, dünyada en yüksek faize sahip 9. ekonomiyiz. Faizin inmesini en çok biz isteriz. Ama bunun için riskleri düşürecek, güven veren bir programı ortaya koymaları lazım, güveni sağlamaları lazım, güveni bitirdiler. Ama Erdoğan Şahsım Hükümetinde bunu yapacak enerji yok. Ne de Erdoğan’a böyle bir güven kaldı. Erdoğan Şahsım Hükümeti artık bitik, metal yorgunu… Böyle bir ortamda faizleri hesapsız kitapsız, talimatla, suni şekilde aşağı çekmenin yararı her zaman olduğu gibi millete değil, dolar ve avro ile gelir garantisi verilen, üç beş tane yandaşa oluyor. Nitekim milletimize Lirayla ödenen maaşlar, ücretler pul olurken, yandaşlara dolarla, avroyla verilen ihaleler, gelir garantileri onları abat ediyor. Bu yılın ilk 8 ayında, geçilmeyen yollar, uçulmayan havalimanları için, yandaşlara bütçeden yaklaşık 20 milyar lira ödendi. Bu son yapılanlarla birlikte bu daha da artacak.
Bu arada bütçeye yeni bir kara delik daha ekleniyor. Çanakkale Köprüsü… Yapılan her eseri alkışlarız. “Yapandan da yaptırandan da Allah razı olsun” deriz. Ama milletin parası pul edilirken, yandaşlar dolarla, avroyla abat ediliyorsa, yükü de fakir fukaranın sırtına yükleniyorsa, bunun hesabını da elbette sorarız. Çanakkale Köprüsü’nde, bir otomobilin geçiş ücreti 15 Avro + KDV olarak bağlanmış. Buna göre köprünün ihale edildiği Ocak 2017’de Türk lirasıyla geçiş ücreti 65 liraymış. Erdoğan Şahsım Hükümetinin beceriksiz, bozuk yönetimi sonunda, bugün geçiş ücreti 168 lira olmuş. Daha Çanakkale Köprüsü’nün platformları ortada yok döşenmedi, üzerinden tek bir araç dahi geçmedi ama geçiş ücretine yüzde 158 zam geldi. Çanakkale geçilmez. Ama bu paraya Çanakkale Köprüsü hiç geçilmez.
Yandaşlar için bu dert değil tabi. Araç geçsin geçmesin günlük 45 bin, yıllık 16 milyon 425 bin araç geçiş garantisini almışlar. Yani yılda 246 milyon 375 bin Avro, ülkede deprem olsa, salgın olsa, yangın olsa bütçeden yandaşa ödenecek. Ardından da Erdoğan Şahsım Hükümeti çıkacak, “Bu projeler için milletin cebinden tek bir kuruş bile çıkmadı” deme pişkinliğini gösterecek. Yıllık 246 milyon 375 bin Avro, bugünkü kurdan, yılda yaklaşık 2,5 milyar Türk lirası yapar. Peki, bu Çanakkale Köprüsü’nün yapım maliyeti ne? 10 milyar 354 milyon lira. Yani yandaşın yaptığı köprü kendisini, 4 yılda amorti edecek. Sözleşmenin sona ereceği 2033’e kadar, bir 1,5 köprü parası daha ödenecek. Bunun adı dünyanın her yerinde talandır, soygundur. Biz köprüye değil işte bu talana karşıyız. Hep diyoruz; beceriksiz Erdoğan Şahsım Hükümeti, ne yerlidir ne de millidir. Bozuk, çürük ve kirlidir.
İktisatta bilinen bir kuraldır: “Kötü para iyi parayı kovar.” Beceriksiz Erdoğan Şahsım Hükümeti Türk Lirası’na güvenmezse, yandaşını korumak için dolarla, avroyla sözleşme yaparsa, milletimiz de kendi parasına güvenmez oluyor. Nitekim, vatandaşlar hızla Türk Lirası’ndan kaçıyor. Cebinde üç beş kuruşu olan dövize koşuyor. Son bir ayda döviz tevdiat hesapları, yaklaşık 4,5 milyar dolar artmış. Erdoğan Şahsım Hükümeti iş başı yaptığında, toplam mevduatlar içinde, yabancı para mevduatların payı yüzde 41. Bugün yüzde 51. Talimatla hesapsız kitapsız oynanan faizler, ilerleyen günlerde dolarizasyonu daha da hızlandıracak. Artan işsizlik ve hayat pahalılığının yanında, beceriksiz Erdoğan Şahsım Hükümetinin salgında millete doğru dürüst bir gelir desteği vermemesi, milleti borca batırması, banka kredilerini de hızla artırdı. Bankalar Birliği verilerine göre son bir yılda, 378 milyar liralık tüketici ve konut kredisi kullandırılmış. Bunun yüzde 72’si ihtiyaç kredisi. Millet kredilerin çoğunu, ay sonunu getirebilmek için almış. Yine son bir yılda kullanılan kredilerin, 109 milyar liralık bölümü, geliri aylık 3 bin liranın altında olan vatandaşlarımıza ait. Yani bankalardan alınan her 100 liranın 30’unu, asgari ücret civarında veya bunun altında geliri olan yurttaşlarımız kullanmış.
Peki bu borçlar ödeniyor mu? Bankalar Birliği’nin verilerine göre, kanuni takibe düşen tüketici kredilerinde olağanüstü bir artış var. 2021’in ilk altı ayında vatandaşın icraya düşen borcu, geçen yılın üç katına çıkmış, 3 milyar liraya dayanmış. Durum gerçekten çok ciddi… Millet borcun altında eziliyor.
Bu arada yandaşlar da borcunu ödememek için yarışıyor. Bir havuz medyası grubunun 1,5 milyar dolarlık borcu yapılandırmak için, bankalarla görüştüğü yazılıp çiziliyor. Yapılandırılacak borcun içinde, Ziraat Bankası’ndan alınılan 700 milyon dolarlık kredi de var. Çiftçilerimizden esirgenen krediler, basının amiral gemisini, Sarayın vesayeti altına sokmak için kullandırılmıştı. Şimdi bu kredinin geri ödenip ödenmediği milletten saklanıyor. Tarlasını süren çiftçinin traktörünü, tarla başında haczetmesini biliyorsunuz. İşte resmi burada. Sulamada kullandığı elektriği kesmesini biliyorsunuz. Çiftçiye verdiğiniz destekten, yandaşlarınızın alacaklarını tahsil etmeyi biliyorsunuz ama Ziraat Bankası’na milyonlarca dolar borç takan yandaşlarınızı seyrediyorsunuz. Erdoğan geçtiğimiz günlerde, “Çiftçilerin durumu çok iyi” demişti. Ama çiftçiler şimdi sokağa inmeye hazırlanıyor.
İlk seçimde işbaşına geleceğiz. Millet rahat bir nefes alacak. Büyük bir kucaklaşma olacak. Endişeler son bulacak. Artık kimse bu milletin fertlerini bölüp, parçalamayacak. Bağımsız yargı olacak. Özgür medya olacak. Birinci sınıf bir demokrasi olacak. Herkes canından, malından, geleceğinden emin olacak. Herkesi kucaklayan tarafsız bir Cumhurbaşkanı olacak. Devlet yönetiminde liyakat olacak. İstişare olacak. Borçla değil, üreterek büyüyeceğiz. Bu topraklarda dijital devrimin önünü açacağız. Gençlerimizin karşısında değil, yanında olacağız. Dünyayla yarışacak bir ekonomi için, üreticilerimizin rakibi değil, dostu olacağız. Tarımda yeniden kendi kendine yeten bir ülke olacağız. Yüzde 1 için değil, yüzde 100 için çalışacağız. Büyürken kimseyi geride bırakmayacağız. Aş olacak, iş olacak. Çokça kazanıp, hakça bölüşeceğimiz bir Türkiye olacak. Büyürken, enflasyonu da, borcu da büyütmeyeceğiz. Yeşil Mutabakat’a uyum sağlayacağız. Büyümenin sürdürülebilirliğine dikkat edeceğiz. Derelerimize, ormanlarımıza, dağımıza, taşımıza, kurdumuza, kuşumuza, gözümüz gibi bakacağız. Kısacası, biz işbaşına geldiğimizde, memlekette bayram olacak. Biz hazırız. Milletimiz hazır. Erdoğan Şahsım Hükümetinin notunu millet verdi. Tasdiknamesini hazırladı. Ellerine tutuşturmak için de sandığı sabırsızlıkla bekliyor.Benim söyleyeceklerim bu kadar. Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.’’
4EYÜP ŞAHİN
PAKYÜREK

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Şampiyonluğu kaçırdı

Şampiyonluğu kaçırdı

Avrupa Gazetesi Tekirdağ