Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI 15.07.2017 697 Görüntüleme

O GÜNLER BAŞKAYDI…

İnsanlar vardır, dünya güzeli. İnsanlar vardır, bucak bucak kaçarsınız. Müslüm Çelik adı sanatla, özellikle şiirle uğraşanlara, biraz ilgisi olanlara yabancı gelmeyecektir. Ben yıllardır tanırım o adı, kişi olarak tanışmamız on içindedir. Tanımaktan çok mutlu olduğum kişilerin arasındadır Sevgili Müslüm Çelik. Birçok söyleşi, imza günü, şenliklere birlikte katıldık.
2007 yılı Ekim ayında Kaş’ta yapılan kitap şenliğine katılmıştık. Köylere gidiyor, insanlarla söyleşiyor, kitaplarımızı imzalıyorduk. Kalan zamanda da denize, sahile gidiyorduk. Sevgili Müslüm dostum, tam bir kafa dengi kişidir. Sahile giderken yiyecek olarak köy ekmeği, zeytin, soğan alırdık. Uzun süre yürürdük. Saatlerce dağ, tepe gezerdik. Her gördüğümüz bitkiyi, böceği, ağacı incelerdik. Çok da hoşumuza giderdi. Müslüm, o güne dek kaktüs meyvesi yememiş. Onu tattırmıştım. Farklı, çok da lezzetli, demişti. Kasım ayının ilk günlerinde denize giriyorduk. Hava oldukça da uygundu denize girmek için.
Kaş dönüşü herkesin rengi açmışken, yaz mevsiminin güneş yanığı teninden yok olmuşken çikolata rengi bir tenle İzmir’e döndüğümde çoğu kişi şaşırmıştı. İstanbul’a gidince de arkadaşlar, ne o sosyetik mi oldun, makinelerde mi bronzlaşıyorsun artık, demekten kendilerini alamamışlardı.
Kaş’ta geçen günler bir başkaydı. Öyle ki aradan yıllar geçti. Kitap şenliği sürseydi diyoruz. Kaşlı dostumuz Canan Hanımla telefonda görüştüğümüzde bir yolunu bulup başlamalıyız, diyor. Katılıyoruz bu ilginç öneriye. Sevgili Müslüm’le geziyorduk. Sahil yolunda yabani semizotları ilgimizi çekti. Epey topladık. Akşamleyin otelde, onları bir güzel yıkayıp salatasını yaptık. Yiyenler tadına doyamadı. Körpe, taze, yemyeşil semizotlarının ağzımızda bıraktığı lezzeti manavdan aldıklarımızda bulamıyorduk. Tek olumsuz yanı incecik kumların bol olmasıydı. Çok iyi yıkamak gerekiyordu. Kumsal kıyılarında yetişmeleri kumların çok olmasına neden oluyordu belki de…
Kaş’tan dönerken en az üç dört kilo topladım. Müslüm de topladı. O İstanbul’a, ben İzmir’e götürmüştük. Taze taze önce salatasını yaptım. Çoğunu da pişirdim, buzdolabında buzluğa attım. Kış boyunca birkaç yedik. Semizotlarını yerken Kaş’ın sıcağını, Müslüm’le gezdiğimiz dağ tepe geliyordu aklıma. Hatta görüştüğümüz zaman, var mısın Kaş’a gidelim, diyordum. Ne yapacağız, diye sorardı Müslüm. Semizotu toplayacağız, derdim. Gülüşürdük. Sevgili Müslüm Çelik, gülmeyi seven, nüktedan birisidir. Uzaktan bakınca çok ciddi görünse de şakacı yanı, şakayı seven yanı ağır basar çoğu kez. Eski bir boksördür. Şair bir kişinin boksör olmasını düşünebiliyor musunuz, şiir yazar, şiir okur gibi boks yapacağına ben eminim. Birlikte sahneye çıkınca takılırım ona. Aman biraz uzak durayım, ne de olsa karşımda bir boksör var, sözüme güler.
Haziran 2011 geçenlerde bir eposta geldi. Türkiye Yazarlar Sendikası’nda yönetim değişmiş. Yönetim kurulunu okuyunca bir dostun, güzel bir insanın adını orada görünce mutlu oldum. Müslüm Çelik, yeni yönetimde genel sekreter olarak görev yapacakmış, çok sevindim. İşini çok iyi yapan birisidir. Yaptığı işe de önem verir. Titizdir, dürüsttür, kimseden de emir, öneri almayı pek sevmez sevgili Müslüm. Aldığı işi en iyi şekilde yapacağına kuşkum yok. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum. Özgün işler yapacağına kuşkum da yok…
Gelen epostayı okuduktan sonra düşündüm. Çoğu kişi neden Müslüm gibi olmaz ki, iki dize yazanların havasından yanına varılmaz. Hemen ne oldum delisi olurlar. Kendini aşamamış kişiler sanatı da hazmedemezler. Onu kendileri için üstünlük belgesi olarak kullanırlar. Giyimi kuşamıyla farklı olmaya çalışırlar. İnsanlara tepeden bakarlar. Bir şey sorunca terslerler. Bunları görüp de Müslüm Çelik gibi gerçek şair bir dostum olunca insan nasıl da mutlu oluyor bir bilseniz.
Alçak gönüllü tavrıyla, sevecen, babacan, sıcak yapısıyla sendikaya da başka bir hava getirecektir. Buna inancım sonsuz. Sevgili dostum, yürekten kutluyor, başarılar diliyorum…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Avrupa Gazetesi Tekirdağ