Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI 9.10.2019 129 Görüntüleme

AFRODİT (Aphrodite) – Olimpos Aşk Tanrıçası

Yunan mitolojisinde Afrodit, aşk ve güzellik tanrıçası olarak bilinmektedir. Roma mitolojisine Venus olarak geçen Afrodit’i, Homeros ve pek çok şair altın, cilveli, gönül alıcı gibi sıfatlarla nitelemişlerdir. Bu güzelliği ve sevgiyi simgeleyen tanrıçanın nasıl doğduğuyla ilgili iki farklı temel kaynak vardır.
Afrodit’in Doğumu
Hesiodos’un Tanrı ve Titanların doğuşunu anlattığı kitabında, Gaia ile Uranos’un birleşmesinden sonraki süreçte Uranos hem iğrendiği hem de iktidarını elinden almalarından korktuğu Kyklopları ve Hekatonkheirleri tek tek Tartarosa hapseder. Bunun üzerine Gaia Titanları babaları olan Uranos’u cezalandırmaları için kışkırtır ve çelikten bir tırpan yapar. Babasını cezalandırmayı kabul eden Kronos, babası yattığı sırada saklandığı yerden çıkarak elindeki tırpanı Uranos’a doğru sallar ve babasının hayalarını keserek fırlatır. Kanayan organın denizdeki köpüklerle buluşmasından güzellik tanrıçası Afrodit(Venus) doğar.
Afrodit’in doğuşunu Hesiodos “Thegonia” (Tanrıların Doğuşu) adlı eserinde şu şekilde anlatmıştır:
Dalgalı denize atar atmaz onları.
Gittiler engine doğru uzun zaman,
Ak köpükler çıkıyordu tanrısal uzuvdan.
Bir kız türeyiverdi, bu ak köpükten,
Önce kutsal Kythera’ya uğradı bu kız.
Oradan da denizle çevrili Kıbrıs’a gitti, Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça,
Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu
Narin ayaklarının bastığı yerden.
Aphrodite dediler ona tanrılar ve İnsanlar,
Bir köpükten doğmuş olduğu için.
Homeros’a göre ise Afrodit (Venus), Okeanos kızı Dione ile Zeus’un birlikteliğinden meydana gelmiştir. İlyada’da yiğit Diomedes ile çarpışan Afrodit yaralanınca Dione kızını kollarına alır, sever, okşar ve bileğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir. Dert yanan kızını da şu şekilde avutur Zeus;
Afrodit’in Nitelikleri
Homeros’un altın Afrodit(Venus) olarak nitelendirdiği tanrıçayı diğer şairler işveli, cilveli, gönül alıcı gibi sıfatlarla nitelendirmişlerdir. Ayrıca Kıbrıslı Tanrıça ve Güzel Çelenkli Kythera’lı olarak da bilinir. Afrodit, Hesiodos’a göre doğduktan sonra ilk olarak Kythera’a adasına uğrar ve oradan Kıbrıs’a gider.
Kimi kaynaklarda tanrıça dalgaların köpüğünden çırılçıplak çıktıktan sonra bir deniztarağı kabuğuna binerek Kythera’ya gitmiştir. Botticelli’nin Venüs’un Doğuşu “The Birth of Venus” adlı tablosunda Afrodit bir deniz kabuğu içinde çıplak olarak resmedilmiştir. Botticelli’nin bu eseri birçok kaynaktan ilham alarak yarattığı söylenmektedir. Bunlardan en önemlisi olarak bilineni Angelo Poliziano’nun Venüs’ün doğuşunu anlattığı şiiridir. Hesiodos Afrodit’in doğumundan sonraki yolculuğunu şu şekilde anlatır:
Bir kız türeyiverdi bu ak köpükten.
Önce kutsal Kythera’ya uğradı bu kız,
Oradan da denizle çevrili Kıbrıs’a gitti.
Orda karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça,
Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu
Narin ayaklarının bastığı yerden.
Aphrodite dediler ona tanrılar ve insanlar
Güzel çelenkli Kythera’lı da dediler ona
O adanın kıyılarına uğradığı için,
Kıbrıslı da dersler orda sulardan çıktığı için,
Philomedeia da derler hayalardan türedi diye.
Hephaistos ve Afrodit
Nedeni ve nasıl olduğu belli olmasa da Afrodit, ateşin ve zanaatkarların tanrısı Hephaistos’la evlenir. Ancak güzel tanrıça, savaş tanrısı Ares ile Hephaistos’un yatağında gizlice sevişerek onu aldatır. Herşeyi gören Güneş tanrısı Helios ise bunu hemen Hephaistos’a bildirir. Bu acı haberi duyan topal tanrı demir ocağına gider ve kırılmaz ve çözülmez zincirden bir ağ örer. Bu ağı yatağına tuzak kurmak için kullanan Hephaistos, evinden Lemnos’a doğru yola çıkar. Pusuda Hephaistos’un gittiğini gören Ares ise hemen Afrodit’in yanına gider. Afrodit ve Ares sevişmek için yatağa uzandıklarında birden ağ üzerlerine kapanır. Uğraşsalar da ağın içinden kurtulamazlar.
Ares’in eve girdiğini gören Güneş tanrısı Helios ise Hephaistos’a hemen söyler gördüklerini. Lemnos’a varmadan geri döner topal tanrı. Yüreğinde acılarla girer odasına ve bu rezilliğe tanık olsunlar diye bütün tanrıları evine çağırır. Zeus’a verdiği değerli hediyeler kendisine verilmediği müddetçe karısını serbest bırakmayacağını ilan eder. Bu olaydan iğrenen Zeus ise bu işe karışmayacağını söyler. Tanrıçayı çıplak olarak gören ve ona aşık olan Poseidon ise Ares’e olan kıskançlığını gizleyerek, Hephaistos’a acımış gibi yaparak “istenen hediyeleri getirmesi için Ares’e serbest kalışına karşılık ben kefil oluyorum der” ve ekler “Ancak bunu yapamazsa, Afrodit ile evlenerek borcumu ödemeye şimdiden hazırım” der.(Devam edecek…)

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

GÜLÇİN KIYICI – yazıyor

GÜLÇİN KIYICI – yazıyor

Avrupa Gazetesi Tekirdağ